YAZARLAR MEKTEBİ
OKU · YAZ · PAYLAŞ
Mehmet Göktaş

Mehmet Göktaş

Doğru Haber Gazetesinde yazar.

2 içerik

← Tüm Yazarlar
1 / 1

İyi dikkat edin! Bu ip kimin ipi?

Daha önce dile getirdiğim bir espri vardı; Batı illerinden bir müftü Diyarbakır’ı ziyaret ediyor, Cuma vakti sohbet yapması için kendisine bir cami veriliyor, cübbesini ve sarığını giyinen müftü caminin imamına “Hoca efendi, hangi konuda konuşayım?” diye sorunca imam sakin bir ses tonuyla; “Müftü efendi, İslam kardeşliği hakkında konuşmayın da ne konuşursanız konuşun!” diyor. Zannedersem meseleyi anlamışsınızdır.

Farkındaysanız kürsülerden, minberlerden, ekranlardan çokça duyduğunuz bir ayet var, “sıkıca tutunun” diye bize uzatılan bir ip var; Allah’ın ipi.

“Va’tasımû bihablillahi cemî’an velâ teferrakû – hepiniz toptan Allah’ın ipine sarılın, parçalanıp bölünmeyin!”(Âl-i İmran 103)

Zannedersem en çok dinlediğimiz ve aşina olduğumuz ayet-i kerime bu olsa gerek. Hem sadece Türkiye’de değil bütün İslam âleminde böyle.

Şimdi tutunmamız gereken bu ip; Kur’an mıdır, İslam mıdır, Peygamber Aleyhisselam mıdır diye uzun uzun izahını, tefsirini yapmayacağım.

Bundan daha önemlisini söyleyeceğim; Birincisi bu âyeti okuyanın hangi niyetle okuduğu, nereye çağırdığı, nasıl bir hedef gösterdiğidir, toplanma noktasının neresi olduğudur.

Sonra “hepiniz” derken kimleri içine aldığı, bu çağrıyı yapanın gözünün önüne kimleri getirdiğidir.

İkincisi de anlayanın nasıl anladığı, hem Allah’ın ipinin mahiyeti hem de “bölünüp parçalanmayın” uyarısındaki sınırların ne olduğudur.

Bu konuyu niçin irdeliyoruz? Çünkü etkisini göremediğimiz için, hatta bazı durumlarda tam aksine ayrıştırdığına kanaat getirdiğimiz için üzerinde duruyoruz.

Eğer siz “hepiniz topluca Allah’ın ipine sarılın” diye insanları çağırdığınız yer bir kavmin, bir ırkın, bir kralın, bir ulusun bayrağının altı ise öncelikle orası Allah’ın ipi değildir, ümmetin toplandığı yer değildir.

Hatta böyle bir durumda bu çağrı bir bölünme çağrısı, ümmetten ayrılma çağrısı olmaktadır, yanlış mı düşünüyoruz?

Çoktan beri bu ayetler ışığında vahdet konusunun işlendiği Türkiye’de İslami camialar arasında vahdetin bir türlü sağlanamaması, ülke sınırlarını aşamamasının sebeplerini burada aramamız gerekmez mi?

Selam ve dua ile!

Mehmed Göktaş Doğru Haber gazetesi

İyi dikkat edin! Bu ip kimin ipi?
Makale14 Nisan 2 dk

İyi dikkat edin! Bu ip kimin ipi?

Daha önce dile getirdiğim bir espri vardı; Batı illerinden bir müftü Diyarbakır’ı ziyaret ediyor, Cuma vakti sohbet yapması için kendisine bir cami veriliyor, cübbesini ve sarığını giyinen müftü caminin imamına “Hoca efendi, hangi konuda konuşayım?” diye sorunca imam sakin bir ses tonuyla; “Müftü efendi, İslam kardeşliği hakkında konuşmayın da ne konuşursanız konuşun!” diyor. Zannedersem meseleyi anlamışsınızdır.Farkındaysanız kürsülerden, minberlerden, ekranlardan çokça duyduğunuz bir ayet var, “sıkıca tutunun” diye bize uzatılan bir ip var; Allah’ın ipi.“Va’tasımû bihablillahi cemî’an velâ teferrakû – hepiniz toptan Allah’ın ipine sarılın, parçalanıp bölünmeyin!”(Âl-i İmran 103)Zannedersem en çok dinlediğimiz ve aşina olduğumuz ayet-i kerime bu olsa gerek. Hem sadece Türkiye’de değil bütün İslam âleminde böyle.Şimdi tutunmamız gereken bu ip; Kur’an mıdır, İslam mıdır, Peygamber Aleyhisselam mıdır diye uzun uzun izahını, tefsirini yapmayacağım.Bundan daha önemlisini söyleyeceğim; Birincisi bu âyeti okuyanın hangi niyetle okuduğu, nereye çağırdığı, nasıl bir hedef gösterdiğidir, toplanma noktasının neresi olduğudur.Sonra “hepiniz” derken kimleri içine aldığı, bu çağrıyı yapanın gözünün önüne kimleri getirdiğidir.İkincisi de anlayanın nasıl anladığı, hem Allah’ın ipinin mahiyeti hem de “bölünüp parçalanmayın” uyarısındaki sınırların ne olduğudur.Bu konuyu niçin irdeliyoruz? Çünkü etkisini göremediğimiz için, hatta bazı durumlarda tam aksine ayrıştırdığına kanaat getirdiğimiz için üzerinde duruyoruz.Eğer siz “hepiniz topluca Allah’ın ipine sarılın” diye insanları çağırdığınız yer bir kavmin, bir ırkın, bir kralın, bir ulusun bayrağının altı ise öncelikle orası Allah’ın ipi değildir, ümmetin toplandığı yer değildir.Hatta böyle bir durumda bu çağrı bir bölünme çağrısı, ümmetten ayrılma çağrısı olmaktadır, yanlış mı düşünüyoruz?Çoktan beri bu ayetler ışığında vahdet konusunun işlendiği Türkiye’de İslami camialar arasında vahdetin bir türlü sağlanamaması, ülke sınırlarını aşamamasının sebeplerini burada aramamız gerekmez mi?Selam ve dua ile!Mehmed Göktaş Doğru Haber gazetesi

1 / 1

Aziz olanların Rezillerle savaşı

Allah (cc) mümin kullarına aziz demiş, aziz ismini vermiştir, hem de Kendisine ait olan bu sıfatı Rasûlüyle birlikte müminlere de lütfeylemiştir;

“İzzet Allah’a aittir, Rasûlüne aittir, müminlere aittir. Fakat münafıklar bunu bilemezler.” (Münafikûn 8)

“Her kim izzet istiyorsa bilsin ki izzet tamamen Allah’a aittir” (Fatır 10)

Yine biz biliriz ki Allah dilediğini aziz eyler dilediğini zelil eyler.

Ve Allah kâfirleri zelil eylemiş, onlara pislik demiş, murdar demiş, leş demiş hatta necaset demiştir;

“Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir necasettir, bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a girmesinler...” (Tevbe 28)

Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurmuştur ki; “Eğer dünyanın Allah katında sivrisineğin kanadı kadar değeri olsaydı kafirlere ondan bir yudum su içirmezdi” (Tirmizi)

Ebu Süfyan henüz Müslüman olmazdan önce Hudeybiye anlaşmasını yenilemek için Medine’ye gelmiş, kızının, Peygamber Aleyhisselam’ın eşi Ümmü Habibe’nin hücresine inmiş, orada gördüğü bir minderin üzerine oturmuştu. Kızı Ümmü Habibe annemiz o minderi çekip almıştı. Ebu Süfyan ne olduğunu anlayamamış; “Minderi mi bana uygun görmedin, beni mi mindere layık görmedin?” diye sorduğunda; “O minder Allah’ın Rasûlüne aittir, sen necis bir müşriksin!” demiş, Ebu Süfyan kızının bu davranışına hayret etmiştir.

Evet, müminler azizdir, müşrikler, kâfirler necistirler.

Gelelim şu anda savaşan taraflara. Başta Gazzeliler olmak üzere küfür cephesine karşı savaşan bütün Müslümanlar her yönüyle tarihin en azizleri, bu ümmetin yüz akıdırlar.

Küfrün başını çeken kafirlere gelince. Bizler gelmiş geçmiş zalimleri, tâğutları, firavunları ve nemrutları okuduk. Fakat hiç birisi bu kadar rezil, bu kadar necis, hiç birisi böylesine küstah ve aşağılık, ahlaksızlıkta zirve yapmış değildi. İçinde yüzdükleri rezaletleri anlatmaktan bile haya ederiz.

Biz inanıyoruz ki, kendilerini aziz kıldığı mümin kullarını bu rezil kafirler karşısında bir daha aziz kılacak, ahiretten önce bunu insanlık âlemine gösterecektir.

Rabbimizden bunu niyaz ediyoruz!

Aziz olanların Rezillerle savaşı
Makale13 Nisan 2 dk

Aziz olanların Rezillerle savaşı

Allah (cc) mümin kullarına aziz demiş, aziz ismini vermiştir, hem de Kendisine ait olan bu sıfatı Rasûlüyle birlikte müminlere de lütfeylemiştir; “İzzet Allah’a aittir, Rasûlüne aittir, müminlere aittir. Fakat münafıklar bunu bilemezler.” (Münafikûn 8) “Her kim izzet istiyorsa bilsin ki izzet tamamen Allah’a aittir” (Fatır 10) Yine biz biliriz ki Allah dilediğini aziz eyler dilediğini zelil eyler.