Yükleniyor...
Yükleniyor...
İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, “Bir ay öncesine göre, bugün daha güçlüyüz” diyor..
Uşak’ta CHP’li belediye başkanı, Ekrem İmamoğlu’nun emanetçi genel başkanının minibüsünün içini kendisinin belediye kasasından donattığını açıklıyor..
Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da duruşmada açıklama yapıyor: “İddianameler çöp..”
Antalya’da baba oğlu Muhittin ve Gökhan Böcek’ler, itiraf üzerine itiraflarda bulunuyor. Gelin Zuhal Böcek de, itiraflara katılıyor..
İstanbul’da Ekrem İmamoğlu ise, her aşamada daha da güçlendiklerini iddia ediyor, “bin kat daha güçlüyüm” diyor..
Bolu Belediye Başkanı’nın, artık itirafname haline getirdiği açıklamaları ile metres tuttuğu için eşinden de özür dilediğine dair itirafları geliyor..
Ekrem İmamoğlu ise, çok rahat..
Bu belediye başkanlarının her birinin adaylık sürecinde kendisinin de dahli olmamış gibi, onunla uzaktan yakından ilgisi olmayan belediyeler imiş gibi bir algı oluşturarak, “Daha da güçlendik” diyerek, tiyatro oynuyor.
Anadolu’daki belediye başkanları Ekrem beye biraz uzak kaldıkları için olsa gerek..
Çabuk itiraf aşamasına geçtiler..
İstanbul ilçe belediyelerindeki Ekrem’in adamları ise gerek cezaevindeki baskılar gerekse kurulan tezgahın yüksek ücretli avukatlarının kontrolleri sayesinde, itiraflara başlamadılar..
Beşiktaş Belediye Başkanından başlayın. Avcılar, Beykoz, Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa, Büyükçekmece, Beylikdüzü, Şişli...
Henüz “itiraf etmek istiyorum” diyen çıkmadı..
İstanbul ilçelerindekiler de bir başlasınlar..
Arkası çorap söküğü gibi gelecek.
Biliyorum, Ekremciler, “Baskı ile itiraf alacak olursanız, buna karşı kim ne yapabilir ki.” diyecekler..
Ben de kendilerine, Anadolu’daki CHP’li belediye başkanlarının durumlarını gösteriyorum..
Uşak Belediye Başkanına bir baskı kurularak itiraflar geldi ise..
Verilen bilgilerin yalan olduğunu söylemiş oluyorsunuz..
İyi de.. Özkan Yalım’ın sözlerinin büyük çoğunluğunun muhatabı olan Özgür Özel bile, çıkıp iki çift laf edemememiş iken, itirafın baskı ile alınmış olacağını, başkalarının söylemesi, inandırıcı olamaz ki.
Muhittin Böcek ve Gökhan Böcek’in, CHP Genel Başkanına adaylık için verdiği belirtilen paralarla ilgili olarak, Veli Ağbaba’nın kısmen bir yalanlaması var ama..
“Yalan” demekle yetiniyor.
Görüşmeler ile ilgili bilgi verilmiyor, CHP’nin Mahalli İdarelerden Sorumlu vekili Seyit Torun’un TBMM’deki odasında unutulan 250 bin dolar ile ilgili bilgi verilmiyor..
Suçlamada hedef alınan isimler suskun kalıyor iken.
Ekrem İmamoğlu, mahkeme huzuruda, “Şimdi daha güçlüyüz” hikayesi anlatıyor..
Ben de soruyorum, işlenen suçlar ortalığa saçıldığı halde, “Daha güçlüyüz” hikayesi okuyanlara..
Görele Belediye Başkanı’nın 16 yaşındaki kız çocuğuna tacizi ortaya çıktıktan sonra, daha güçlü oldu iseniz..
Sırf daha güçlü olmanız için, “Başka kızlara da tacizde bulunun, öyle ise” diyemem ama..
Zaten diğer yöneticilerinizden de birçoğunun benzer suçları işlediklerine dair iddiaların ortalıkta dolaştığını hatırlatıp, “onlar da savcılığa ve adliyeye intikal ettiğinde, daha da mı güçleneçeksiniz?” diye sorarım..
Tanju Özcan’ın metres ilişkisi ortaya çıkması ve eşinden özür dilemesi ile daha da güçlendi iseniz..
Kimseyi töhmet altında bırakmayalım ama..
Bolu Belediye Başkanı’na ilaveten, x ilimizdeki “CHP’li başkanının da benzeri bir vukuatı ortaya çıktığında, daha da mı güçleneceksiniz?” diye sorayım..
Uşak Belediye Başkanı’nın sergilediği rezaletler, CHP’nin diğer belediye başkanlarından birisi tarafından daha işlendiği ileri sürüldüğünde, Ekrem İmamoğlu, “daha da güçlendik” diyecek ise..
Savcıların soruşturma yönetmesine gerek yok, CHP’li başkanlar sıraya girsinler, itiraflarını sıralasınlar..
“AK Parti şımardı, güç zehirlenmesi yaşadı. Şeffaf bir belediyecilik anlayışını getirmemiz lazım” süslü lafları ile seçmeni aldatanlar.. Eğer diyorlarsa ki, “CHP’nin Genel Başkanının minibüsünün, Uşak Belediyesi’nin iştirak şirketi tarafından masrafları karşılanarak, VIP özellikler sağlanması sonrasında daha da güçlendik..”
Evet, bunu iddia ediyorlarsa..
Diğer CHP’li belediye başkanlarına da genel başkan yardımcıları için taleplerini yollasınlar, onlar da minibüslerine belediye iştiraklerinden karşılanacak harcamalarla, VIP özellikler eklensin..
Hani 15 bin TL’lik, 25 bin TL’lik bir masraftan bahsediyor oluruz..
“Ali abisi, küçük bir hata yapılmış. 15-20 bin TL için, bu kadar olayı uzattığına değer mi” sorusuna muhatap olur olmaz, “Haklısınız” der, konuyu kapatırız.
“Belediyenin ilgili iştirak şirketine, o masraf miktarının aktüel karşılığını verin.. Konu kapansın” deriz..
Ama milyarlardan bahsediyoruz..
Minibüs fiyatına, minibüse eklenen özel donanımlardan bahsediyoruz..
Minibüse yapılan ek donanımlardan, metrese alınan çantalara geçiyoruz..
Ve klasik sorumuzu tekrarlıyoruz: “Ekrem beyin dediği gibi, metreslere hediye edilen yüksek bedelli çantaların ortaya çıkması sonrasında, CHP daha da güçlendi ise.. Ekrem İmamoğlu daha da güçlendi ise.. Hiç vakit kaybetmeyin, İBB Başkanı’nın voleybolcu metresine daire alımı sırasında sağlanan avantajı açıklayın.. Açıklayın, daha da güçlü olursunuz!”
Ben bu hatırlatmaları yaparken, ister istemez biraz da yüzümde gülümseme oluşuyor..
Ama bir yandan da, CHP seçmeninin, “Tayyip Erdoğan’ın karşısında tuvalet terliği aday olarak konulsun. Biz Erdoğan yerine, yine de tuvalet terliğine oy veririz” sözleri aklımıza geliyor..
Ekrem İmamoğlu’nun, “Daha öncesine göre daha da güçlüyüz” sözlerinde, CHP tabanı açısından bakarsak, haklılık payı olabilir diye düşünüyorum..
Ne kadar rezillik ortaya saçılıyorsa, o kadar güçleniyorlar..
Ne kadar rüşvet itirafları gelirse, o kadar, kendilerini daha güçlü hissediyorlar..
ALİ KARAHASANOĞLU Yeni Akit gazetesi

İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, “Bir ay öncesine göre, bugün daha güçlüyüz” diyor..Uşak’ta CHP’li belediye başkanı, Ekrem İmamoğlu’nun emanetçi genel başkanının minibüsünün içini kendisinin belediye kasasından donattığını açıklıyor..Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da duruşmada açıklama yapıyor: “İddianameler çöp..”Antalya’da baba oğlu Muhittin ve Gökhan Böcek’ler, itiraf üzerine itiraflarda bulunuyor. Gelin Zuhal Böcek de, itiraflara katılıyor..İstanbul’da Ekrem İmamoğlu ise, her aşamada daha da güçlendiklerini iddia ediyor, “bin kat daha güçlüyüm” diyor..Bolu Belediye Başkanı’nın, artık itirafname haline getirdiği açıklamaları ile metres tuttuğu için eşinden de özür dilediğine dair itirafları geliyor..Ekrem İmamoğlu ise, çok rahat..Bu belediye başkanlarının her birinin adaylık sürecinde kendisinin de dahli olmamış gibi, onunla uzaktan yakından ilgisi olmayan belediyeler imiş gibi bir algı oluşturarak, “Daha da güçlendik” diyerek, tiyatro oynuyor.Anadolu’daki belediye başkanları Ekrem beye biraz uzak kaldıkları için olsa gerek..Çabuk itiraf aşamasına geçtiler..İstanbul ilçe belediyelerindeki Ekrem’in adamları ise gerek cezaevindeki baskılar gerekse kurulan tezgahın yüksek ücretli avukatlarının kontrolleri sayesinde, itiraflara başlamadılar..Beşiktaş Belediye Başkanından başlayın. Avcılar, Beykoz, Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa, Büyükçekmece, Beylikdüzü, Şişli...Henüz “itiraf etmek istiyorum” diyen çıkmadı..İstanbul ilçelerindekiler de bir başlasınlar..Arkası çorap söküğü gibi gelecek.Biliyorum, Ekremciler, “Baskı ile itiraf alacak olursanız, buna karşı kim ne yapabilir ki.” diyecekler..Ben de kendilerine, Anadolu’daki CHP’li belediye başkanlarının durumlarını gösteriyorum..Uşak Belediye Başkanına bir baskı kurularak itiraflar geldi ise..Verilen bilgilerin yalan olduğunu söylemiş oluyorsunuz..İyi de.. Özkan Yalım’ın sözlerinin büyük çoğunluğunun muhatabı olan Özgür Özel bile, çıkıp iki çift laf edemememiş iken, itirafın baskı ile alınmış olacağını, başkalarının söylemesi, inandırıcı olamaz ki.Muhittin Böcek ve Gökhan Böcek’in, CHP Genel Başkanına adaylık için verdiği belirtilen paralarla ilgili olarak, Veli Ağbaba’nın kısmen bir yalanlaması var ama..“Yalan” demekle yetiniyor.Görüşmeler ile ilgili bilgi verilmiyor, CHP’nin Mahalli İdarelerden Sorumlu vekili Seyit Torun’un TBMM’deki odasında unutulan 250 bin dolar ile ilgili bilgi verilmiyor..Suçlamada hedef alınan isimler suskun kalıyor iken.Ekrem İmamoğlu, mahkeme huzuruda, “Şimdi daha güçlüyüz” hikayesi anlatıyor..Ben de soruyorum, işlenen suçlar ortalığa saçıldığı halde, “Daha güçlüyüz” hikayesi okuyanlara..Görele Belediye Başkanı’nın 16 yaşındaki kız çocuğuna tacizi ortaya çıktıktan sonra, daha güçlü oldu iseniz..Sırf daha güçlü olmanız için, “Başka kızlara da tacizde bulunun, öyle ise” diyemem ama..Zaten diğer yöneticilerinizden de birçoğunun benzer suçları işlediklerine dair iddiaların ortalıkta dolaştığını hatırlatıp, “onlar da savcılığa ve adliyeye intikal ettiğinde, daha da mı güçleneçeksiniz?” diye sorarım..Tanju Özcan’ın metres ilişkisi ortaya çıkması ve eşinden özür dilemesi ile daha da güçlendi iseniz..Kimseyi töhmet altında bırakmayalım ama..Bolu Belediye Başkanı’na ilaveten, x ilimizdeki “CHP’li başkanının da benzeri bir vukuatı ortaya çıktığında, daha da mı güçleneceksiniz?” diye sorayım..Uşak Belediye Başkanı’nın sergilediği rezaletler, CHP’nin diğer belediye başkanlarından birisi tarafından daha işlendiği ileri sürüldüğünde, Ekrem İmamoğlu, “daha da güçlendik” diyecek ise..Savcıların soruşturma yönetmesine gerek yok, CHP’li başkanlar sıraya girsinler, itiraflarını sıralasınlar..“AK Parti şımardı, güç zehirlenmesi yaşadı. Şeffaf bir belediyecilik anlayışını getirmemiz lazım” süslü lafları ile seçmeni aldatanlar.. Eğer diyorlarsa ki, “CHP’nin Genel Başkanının minibüsünün, Uşak Belediyesi’nin iştirak şirketi tarafından masrafları karşılanarak, VIP özellikler sağlanması sonrasında daha da güçlendik..” Evet, bunu iddia ediyorlarsa..Diğer CHP’li belediye başkanlarına da genel başkan yardımcıları için taleplerini yollasınlar, onlar da minibüslerine belediye iştiraklerinden karşılanacak harcamalarla, VIP özellikler eklensin..Hani 15 bin TL’lik, 25 bin TL’lik bir masraftan bahsediyor oluruz..“Ali abisi, küçük bir hata yapılmış. 15-20 bin TL için, bu kadar olayı uzattığına değer mi” sorusuna muhatap olur olmaz, “Haklısınız” der, konuyu kapatırız.“Belediyenin ilgili iştirak şirketine, o masraf miktarının aktüel karşılığını verin.. Konu kapansın” deriz..Ama milyarlardan bahsediyoruz..Minibüs fiyatına, minibüse eklenen özel donanımlardan bahsediyoruz..Minibüse yapılan ek donanımlardan, metrese alınan çantalara geçiyoruz..Ve klasik sorumuzu tekrarlıyoruz: “Ekrem beyin dediği gibi, metreslere hediye edilen yüksek bedelli çantaların ortaya çıkması sonrasında, CHP daha da güçlendi ise.. Ekrem İmamoğlu daha da güçlendi ise.. Hiç vakit kaybetmeyin, İBB Başkanı’nın voleybolcu metresine daire alımı sırasında sağlanan avantajı açıklayın.. Açıklayın, daha da güçlü olursunuz!”Ben bu hatırlatmaları yaparken, ister istemez biraz da yüzümde gülümseme oluşuyor..Ama bir yandan da, CHP seçmeninin, “Tayyip Erdoğan’ın karşısında tuvalet terliği aday olarak konulsun. Biz Erdoğan yerine, yine de tuvalet terliğine oy veririz” sözleri aklımıza geliyor..Ekrem İmamoğlu’nun, “Daha öncesine göre daha da güçlüyüz” sözlerinde, CHP tabanı açısından bakarsak, haklılık payı olabilir diye düşünüyorum.. Ne kadar rezillik ortaya saçılıyorsa, o kadar güçleniyorlar..Ne kadar rüşvet itirafları gelirse, o kadar, kendilerini daha güçlü hissediyorlar.. ALİ KARAHASANOĞLU Yeni Akit gazetesi
Orban ve Magyar. Ekrem ve Mansur.. CHP ve yalaka gazeteciler!
2015’te Çipras’ın Yunanistan’da seçimi kazanmasına pek sevinmişti, bizim solcular..
2018’te Ali Koç’un Fenerbahçe Başkanlığı’na gelmesine de..
Her seferinde “Bakın şu ülkede, şu toplulukta şu kadar yıl süren başkanlık sona erdi. Değişim yaşandı. AK parti iktidarı da sonlanacak.” diye sevindirik oluyorlardı..
2007’de Cumhuriyet mitingleri ile o hayalleri gördüler.
“Sayın bakalım, biz kaç kişiyiz” dediler..
Saydık..
Hepsinin bir AK Parti etmediğini, kendilerine gösterdik..
2011’de yine aynı söylemle karşımıza çıktılar. Yine duvara tosladılar.
2015’te, Çipras kazandı, Türkiye’de de muhalefet kazanacak” dediler. Olmadı.
2018’de de olmadı.
2019’da Ukrayna’da Volodimir Zelenky ile sevindiler..
2023’te de başaramadılar.
Şimdi 2028’e gözlerini diktiler..
Macaristan’da pazar günü yapılan seçimde, 16 yıllık iktidarın sonuna gelen Victor Orban üzerinden, yine sevindirik oldular..
Diyorlar ki, “Orban diktatördü, onun için Magyar’ın seçimi dünyada bir dönüm..”
Hatırlatıyorum:
“Mansur Yavaş da, Orban gibi bir diktatör. Baksanıza, belediye araçlarını kendi menfaati için Karabük’e göndertmiş. Çankırı’ya göndertmiş.. Kimse de itiraz edememiş.. ‘Belediyenin aracını, niye kendi cumhurbaşkanlığı yardımcılığı adaylığınız için kullandırtıyorsunuz’ denilememiş.. Orban’da itiraz ediyorsunuz da, Mansur’da niye, yolsuzluğun karşısında durmuyorsunuz, ‘CHP’li kim var ise, yolsuzluk operasyonuna muhatap ediliyor’ diyor, yolsuzluğu tek adamlığı savunuyorsunuz..”
Diyorlar ki: “Orban kadrolaştı, kendisine yakın isimleri devlette görevlendirdi. Onun için de seçimi kaybetmesi mukadderdi..”
Kadrolaşmanın yanlışlığını kabul ediyorum, hatırlatıyorum:
“O zaman Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım hakkında.. Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan hakkında, sevgililerini belediyelerde işe aldırtmalarına yönelik soruşturmalara niye itiraz ediyorsunuz. Niçin ‘CHP’li olmasaydılar, soruşturma yapılmazdı’ diye itirazda bulunup, sevgililerini belediyeye alanları savunuyorsunuz. Oban kadrolaşmış, gitmesi mukadder olmuş. Uşak ve Bolu Belediye başkanları da, sevgililerine varıncaya kadar kadrolaşmış, gitmeleri mukadder olmuş.. Niye itiraz ediyorsunuz..”
Diyorlar ki: “16 yıllık yöneticiliği döneminde Orban büyük bir zenginlik elde etti. Yöneticinin bu denli zenginleşmesi, kabul edilemez. Halk bunu kabul etmez..”
Ben de bu tespite katılıyorum ve diyorum ki:
“Ekrem İmamoğlu’nun son 6 yıllık belediye imkanları ile zenginleşmesini jetlerde gezmesini, sözde gazetecileri toplayıp Roma seyahatleri düzenlemesini, iki villayı rüşvet olarak edinmesini soruşturan savcılara niye itiraz ediyorsunuz? Haksız zenginlemeye karşı iseniz. Orban’ın servet edinmesine yaptığınız itirazı, Ekrem İmamoğlu’nda niye tekrarlamıyorsunuz?”
Diyorlar ki: “Orban, partisine yakın birisinin cinsel suçunu örtbas etmekle suçlanıyor. Halk bu suçlamayı ciddi buldu ve rakibine yöneldi. Suçluların siyasi partilerce, devlet yöneticilerince korunması, seçmen nezdinde mutlaka cezalandırılır. Orban da bu cezalandırmanın muhatabı oldu..”
Doğru söylediklerini belirtiyorum, ama gerçekleri istismar ettiklerini yüzlerine vuruyorum ve diyorum ki:
“Cinsel suç veya diğer suçlardan dolayı yargılananların korunması, kollanması asla kabul edilemez olduğunu gerçekten söylüyorsanız. Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin, gece yarısı 16 yaşındaki bir kıza cinsel tacizini savunan CHP’li kadın vekillere niye kalkan oluyorsunuz? Niçin Hasbi Dede’yi ihraç etmek için aylar beklediniz? Niçin trafik kazası süsü verilmiş bir cinayetle, mağdur kız ortadan kaldırıldıktan sonra, ancak o ihraç sürecini başlatabildiniz? Daha büyük bir suç işlendikten sonra niye en başta yapmanız gerekeni hayata geçirdiniz.. Niçin yolsuzluk yapan diğer CHP’lileri ölümüne destekliyorsunuz, muhalefet partisi üyesi oldukları için soruşturmaya muhatap oluyorlar diye algı yapıyorsunuz?”
Diyorlar ki: “Orban basına hükmediyordu, kendisine yakın gazeteciler oluşturmuş, ısmarlama haberler yaptırıyordu. Gazetecileri uşak gibi kullanan siyasetçilerin mağlubiyetleri vazgeçilmezdir..”
Çok doğru bir tespit.
Ama kendilerine hatırlatıyorum:
“Ekrem İmamoğlu’nun milyarlarca liralık yolsuzluk iddialarına rağmen avukatlığına soyunan gazeteciler için niye aynı değerlendirmeyi yapmıyorsunuz? Niye Ekrem İmamoğlu’nun oluşturduğu devasa rüşvet parası bütçeleri ile, gazetelerin finanse edildiğini, Sözcü’nün genel yayın yönetmeninin ‘Ettiği küfrü duysanız, utanırsınız’ dedikten iki hafta sonra elinde çikolata kutusu ile gelen Ekrem İmamoğlu’nu kapıda karşılamak zorunda kaldığını niye görmezden geliyorsunuz? Karar gazetesinin, adeta İmamoğlu suç örgütünün avukat bülteni gibi çıktığını gördüğünüz halde, niçin CHP tüzel kişiliğini bile delege satın alarak yönetmeye kalkan bu isim için de, Orban’a yaptığınız eleştirileri yapmıyorsunuz? Orban olunca, gazetecileri elde etmek yanlış, Ekrem İmamoğlu’na sıra gelince, hak mı?”
Diyorlar ki: “Devlet gücünü şahsi çıkarı için kullanan Orban, sandıkta büyük bir tokat yedi.”
Eyvallah..
Bunu söyleyenlere hatırlatıyorum..
“Peki belediye gücünü eline geçirdikten sonra, otel odalarında jammerlar eşliğinde işadamları ile rüşvet pazarlığı yapan, otel lobilerinde ‘kayıt alınmasın, giren çıkan belli olmasın’ diye kameraları kapatan Ekrem İmamoğlu için niye ‘belediye gücünü kullanarak, otelleri bile satın almış, otelin patronu gibi, kendisi gelmeden önce kameralar kapatılıyor, otel görevlileri de öylece seyrediyor. Bu güç kullanımının kötüye kullanılmasıdır’ niye demiyorsunuz?”
Diyorlar ki:
“Yolsuzluktan ve yandaşlara ihale peşkeşiyle asalak rantiyecilerden devleti arındırma amacı ile, Orban yönetimden uzaklaştırıldı..”
Katılıyorum ve diyorum ki:
“Peki Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluğu zirvelere çıkmış iken, niye ‘Siyasi dava’ diyerek görmezden gelmeye kalkıyorsunuz? Niçin yandaşlara ihale dağıtıldığını bizzat o ihaleleri alanlar itiraf ettikleri halde, neye güvenerek Ekrem İmamoğlu suç örgütünün avukatlığına soyunuyorsunuz?”
Diyorlar ki:
“Soros fonlarıyla okuyup, siyasete giren Orban, rakiplerini Sorosçulukla ve yağmalamak için iktidarı ele geçirmekle suçladığı için kaybetti.”
Hatırlatıyorum:
“Orban’ın 30 yıl önce okurken aldığı bursu önemserken, Ekrem İmamoğlu’nun alavere dalavere ile milyonlarca öğrenciye kazık atarak hak etmediği fakülteye kayıt yaptırmasını niye, ‘zamanaşımı’ vesair gerekçelerle meşrulaştırmaya çalışıyorsunuz?”
Diyorlar ki:
“Orban, baskıların ve kayırmaların genel toplumda böylesine tepki doğuracağını öngörememişti..”
El hak, doğru..
Peki, soruyorum:
“Aynı çıkarımı, Ekrem İmamoğlu’na niye hatırlatmıyorsunuz, niçin hakimlere bile savcılara bile posta koyan bir dilin, tehdit dilinin sonuç getirmeyeceğini, ters tepki oluşturacağını adamınıza hatırlatmıyor, tam aksine, ‘Bastır Joe’ diyerek cesaretlendirmeye kalkıyorsunuz? Cumhurbaşkanı’nın bir ayda aldığı maaşın iki mislini evine kira diye ödeyen Murat Ongun’ları kendisine basın sözcüsü olarak görevlendiren adama, ‘kayırmacılığın kralını yapıyorsun. Bu sana fayda getirmez. Çökersin. Bitersin’ hatırlatması niye yapmıyorsunuz?”
Diyorlar ki:
“Financial Times gazetesi, Orban’ın servet sahibi yaptığı dostu vasıtasıyla ekonomiyi ve medyayı nasıl kontrol altına aldığını gösteren uzun bir tahlil-haber yayınladı.”
Ben de hatırlatıyorum:
“Ekrem İmamoğlu’nun zenginleştirdiği Murat Kapki’ler, Emrah Bağdatlılar (yurtdışına kaçtı) Aziz İhsan Aktaş’ları niye görmezden geliyorsunuz? Acarkent’te villalar, Mesa evlerinde daireler, boşanılan eşe milyonlar, ikinci eşe milyonlar dağıtan belediye başkanlarını pazarlayanlara niye tek kelime edemiyorsunuz?”
Orban’a yüklenen eleştiriler doğru ise.
Hepsi Ekrem İmamoğlu’na uyuyor. Mansur Yavaş’a uyuyor..
Ama ne hikmetse, onlar Ekrem’e de, Mansur’a da toz kondurtmuyorlar..
ALİ KARAHASANOĞLU
Yeni Akit gazetesi

Orban ve Magyar. Ekrem ve Mansur.. CHP ve yalaka gazeteciler!2015’te Çipras’ın Yunanistan’da seçimi kazanmasına pek sevinmişti, bizim solcular..2018’te Ali Koç’un Fenerbahçe Başkanlığı’na gelmesine de..Her seferinde “Bakın şu ülkede, şu toplulukta şu kadar yıl süren başkanlık sona erdi. Değişim yaşandı. AK parti iktidarı da sonlanacak.” diye sevindirik oluyorlardı..2007’de Cumhuriyet mitingleri ile o hayalleri gördüler.“Sayın bakalım, biz kaç kişiyiz” dediler..Saydık..Hepsinin bir AK Parti etmediğini, kendilerine gösterdik..2011’de yine aynı söylemle karşımıza çıktılar. Yine duvara tosladılar.2015’te, Çipras kazandı, Türkiye’de de muhalefet kazanacak” dediler. Olmadı.2018’de de olmadı.2019’da Ukrayna’da Volodimir Zelenky ile sevindiler..2023’te de başaramadılar.Şimdi 2028’e gözlerini diktiler..Macaristan’da pazar günü yapılan seçimde, 16 yıllık iktidarın sonuna gelen Victor Orban üzerinden, yine sevindirik oldular..Diyorlar ki, “Orban diktatördü, onun için Magyar’ın seçimi dünyada bir dönüm..”Hatırlatıyorum:“Mansur Yavaş da, Orban gibi bir diktatör. Baksanıza, belediye araçlarını kendi menfaati için Karabük’e göndertmiş. Çankırı’ya göndertmiş.. Kimse de itiraz edememiş.. ‘Belediyenin aracını, niye kendi cumhurbaşkanlığı yardımcılığı adaylığınız için kullandırtıyorsunuz’ denilememiş.. Orban’da itiraz ediyorsunuz da, Mansur’da niye, yolsuzluğun karşısında durmuyorsunuz, ‘CHP’li kim var ise, yolsuzluk operasyonuna muhatap ediliyor’ diyor, yolsuzluğu tek adamlığı savunuyorsunuz..”Diyorlar ki: “Orban kadrolaştı, kendisine yakın isimleri devlette görevlendirdi. Onun için de seçimi kaybetmesi mukadderdi..”Kadrolaşmanın yanlışlığını kabul ediyorum, hatırlatıyorum:“O zaman Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım hakkında.. Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan hakkında, sevgililerini belediyelerde işe aldırtmalarına yönelik soruşturmalara niye itiraz ediyorsunuz. Niçin ‘CHP’li olmasaydılar, soruşturma yapılmazdı’ diye itirazda bulunup, sevgililerini belediyeye alanları savunuyorsunuz. Oban kadrolaşmış, gitmesi mukadder olmuş. Uşak ve Bolu Belediye başkanları da, sevgililerine varıncaya kadar kadrolaşmış, gitmeleri mukadder olmuş.. Niye itiraz ediyorsunuz..”Diyorlar ki: “16 yıllık yöneticiliği döneminde Orban büyük bir zenginlik elde etti. Yöneticinin bu denli zenginleşmesi, kabul edilemez. Halk bunu kabul etmez..”Ben de bu tespite katılıyorum ve diyorum ki:“Ekrem İmamoğlu’nun son 6 yıllık belediye imkanları ile zenginleşmesini jetlerde gezmesini, sözde gazetecileri toplayıp Roma seyahatleri düzenlemesini, iki villayı rüşvet olarak edinmesini soruşturan savcılara niye itiraz ediyorsunuz? Haksız zenginlemeye karşı iseniz. Orban’ın servet edinmesine yaptığınız itirazı, Ekrem İmamoğlu’nda niye tekrarlamıyorsunuz?”Diyorlar ki: “Orban, partisine yakın birisinin cinsel suçunu örtbas etmekle suçlanıyor. Halk bu suçlamayı ciddi buldu ve rakibine yöneldi. Suçluların siyasi partilerce, devlet yöneticilerince korunması, seçmen nezdinde mutlaka cezalandırılır. Orban da bu cezalandırmanın muhatabı oldu..”Doğru söylediklerini belirtiyorum, ama gerçekleri istismar ettiklerini yüzlerine vuruyorum ve diyorum ki:“Cinsel suç veya diğer suçlardan dolayı yargılananların korunması, kollanması asla kabul edilemez olduğunu gerçekten söylüyorsanız. Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin, gece yarısı 16 yaşındaki bir kıza cinsel tacizini savunan CHP’li kadın vekillere niye kalkan oluyorsunuz? Niçin Hasbi Dede’yi ihraç etmek için aylar beklediniz? Niçin trafik kazası süsü verilmiş bir cinayetle, mağdur kız ortadan kaldırıldıktan sonra, ancak o ihraç sürecini başlatabildiniz? Daha büyük bir suç işlendikten sonra niye en başta yapmanız gerekeni hayata geçirdiniz.. Niçin yolsuzluk yapan diğer CHP’lileri ölümüne destekliyorsunuz, muhalefet partisi üyesi oldukları için soruşturmaya muhatap oluyorlar diye algı yapıyorsunuz?”Diyorlar ki: “Orban basına hükmediyordu, kendisine yakın gazeteciler oluşturmuş, ısmarlama haberler yaptırıyordu. Gazetecileri uşak gibi kullanan siyasetçilerin mağlubiyetleri vazgeçilmezdir..”Çok doğru bir tespit.Ama kendilerine hatırlatıyorum:“Ekrem İmamoğlu’nun milyarlarca liralık yolsuzluk iddialarına rağmen avukatlığına soyunan gazeteciler için niye aynı değerlendirmeyi yapmıyorsunuz? Niye Ekrem İmamoğlu’nun oluşturduğu devasa rüşvet parası bütçeleri ile, gazetelerin finanse edildiğini, Sözcü’nün genel yayın yönetmeninin ‘Ettiği küfrü duysanız, utanırsınız’ dedikten iki hafta sonra elinde çikolata kutusu ile gelen Ekrem İmamoğlu’nu kapıda karşılamak zorunda kaldığını niye görmezden geliyorsunuz? Karar gazetesinin, adeta İmamoğlu suç örgütünün avukat bülteni gibi çıktığını gördüğünüz halde, niçin CHP tüzel kişiliğini bile delege satın alarak yönetmeye kalkan bu isim için de, Orban’a yaptığınız eleştirileri yapmıyorsunuz? Orban olunca, gazetecileri elde etmek yanlış, Ekrem İmamoğlu’na sıra gelince, hak mı?”Diyorlar ki: “Devlet gücünü şahsi çıkarı için kullanan Orban, sandıkta büyük bir tokat yedi.”Eyvallah..Bunu söyleyenlere hatırlatıyorum..“Peki belediye gücünü eline geçirdikten sonra, otel odalarında jammerlar eşliğinde işadamları ile rüşvet pazarlığı yapan, otel lobilerinde ‘kayıt alınmasın, giren çıkan belli olmasın’ diye kameraları kapatan Ekrem İmamoğlu için niye ‘belediye gücünü kullanarak, otelleri bile satın almış, otelin patronu gibi, kendisi gelmeden önce kameralar kapatılıyor, otel görevlileri de öylece seyrediyor. Bu güç kullanımının kötüye kullanılmasıdır’ niye demiyorsunuz?”Diyorlar ki:“Yolsuzluktan ve yandaşlara ihale peşkeşiyle asalak rantiyecilerden devleti arındırma amacı ile, Orban yönetimden uzaklaştırıldı..”Katılıyorum ve diyorum ki:“Peki Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluğu zirvelere çıkmış iken, niye ‘Siyasi dava’ diyerek görmezden gelmeye kalkıyorsunuz? Niçin yandaşlara ihale dağıtıldığını bizzat o ihaleleri alanlar itiraf ettikleri halde, neye güvenerek Ekrem İmamoğlu suç örgütünün avukatlığına soyunuyorsunuz?”Diyorlar ki:“Soros fonlarıyla okuyup, siyasete giren Orban, rakiplerini Sorosçulukla ve yağmalamak için iktidarı ele geçirmekle suçladığı için kaybetti.”Hatırlatıyorum:“Orban’ın 30 yıl önce okurken aldığı bursu önemserken, Ekrem İmamoğlu’nun alavere dalavere ile milyonlarca öğrenciye kazık atarak hak etmediği fakülteye kayıt yaptırmasını niye, ‘zamanaşımı’ vesair gerekçelerle meşrulaştırmaya çalışıyorsunuz?”Diyorlar ki:“Orban, baskıların ve kayırmaların genel toplumda böylesine tepki doğuracağını öngörememişti..”El hak, doğru..Peki, soruyorum:“Aynı çıkarımı, Ekrem İmamoğlu’na niye hatırlatmıyorsunuz, niçin hakimlere bile savcılara bile posta koyan bir dilin, tehdit dilinin sonuç getirmeyeceğini, ters tepki oluşturacağını adamınıza hatırlatmıyor, tam aksine, ‘Bastır Joe’ diyerek cesaretlendirmeye kalkıyorsunuz? Cumhurbaşkanı’nın bir ayda aldığı maaşın iki mislini evine kira diye ödeyen Murat Ongun’ları kendisine basın sözcüsü olarak görevlendiren adama, ‘kayırmacılığın kralını yapıyorsun. Bu sana fayda getirmez. Çökersin. Bitersin’ hatırlatması niye yapmıyorsunuz?”Diyorlar ki:“Financial Times gazetesi, Orban’ın servet sahibi yaptığı dostu vasıtasıyla ekonomiyi ve medyayı nasıl kontrol altına aldığını gösteren uzun bir tahlil-haber yayınladı.”Ben de hatırlatıyorum:“Ekrem İmamoğlu’nun zenginleştirdiği Murat Kapki’ler, Emrah Bağdatlılar (yurtdışına kaçtı) Aziz İhsan Aktaş’ları niye görmezden geliyorsunuz? Acarkent’te villalar, Mesa evlerinde daireler, boşanılan eşe milyonlar, ikinci eşe milyonlar dağıtan belediye başkanlarını pazarlayanlara niye tek kelime edemiyorsunuz?”Orban’a yüklenen eleştiriler doğru ise.Hepsi Ekrem İmamoğlu’na uyuyor. Mansur Yavaş’a uyuyor..Ama ne hikmetse, onlar Ekrem’e de, Mansur’a da toz kondurtmuyorlar..ALİ KARAHASANOĞLUYeni Akit gazetesi