Yükleniyor...
Yükleniyor...
Aile milletimizin geleceği ve kalesi. Her çocuk ailede doğar, büyür, yetişir, iyiyi- kötüyü orada öğrenir. Dünyayı aile yuvasında tanır, hayata bakış açısı eğitimini yuvada alır.
Pendik Kent Konseyi Sosyal İnovation Çalışma Grubu, aile okulu açmış, eğitim seminerleri düzenliyor.
Komisyon başkanı Eğitimci Ünal Yılmaz, eğitimci olarak beni seminer vermeye davet etti.
Sezai Karakoç İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Emine Erdoğan Hanımefendi’nin ev sahipliği yaptığı seminerde önemli bilgiler paylaştım, veliler çok memnun kaldılar. Ailenin önemi ve çocuk eğitimi ile ilgili kısaca şunları söyledim:
“Hiçbir okul ve hiçbir öğretmen ailenin yerini tutamaz.
Türkiye ekonomik olarak kalkındı, kişi başına düşen milli gelir 2002’de 3.100 dolar iken bugün 17.000 dolar, zenginleştik.
Avrupa ve Amerika’da görülen zengin hastalıkları yakamıza yapıştı. Boşanma oranları Avrupa ve ABD’de bizden kat kat fazla, bizde de artıyor. İntihar, şiddet, cinayet, hırsızlık, içki içme oranı, cinsel tacizler zengin ülkelerde daha yaygın.
2008’de bir evde 4 kişi varken 2025’te 3.08’e düşmüş. Hane halkı 17 yıl içinde gerilemiş. Evde çocuk sayısı 2’den 1”e inmiş.
Millet olarak geleceğimiz tehdit altında.
Evlenmek, günahlara karşı sığınabileceğimiz kale inşa etmektir. Evlenen insan şehvetini helal dairede kullanır, harama girmeye ihtiyacı duymaz.
Evlenmek sünnet, Peygamberimiz (sav) evliliği teşvik etmiş:
“Evleniniz, çoğalınız, kıyamet gününde ümmetimin çokluğu ile iftihar edeceğim.”
Evlilikte maksat, neslin devamıdır, bu da hayırlı evlat yetiştirmekle mümkündür.
Peygamberimiz (sav); “Hepiniz çobansınız, hepiniz sürünüzden sorumlusunuz.” buyurur.
Evlenmek, sorumluluk üstlenmektir. Huzurlu bir yuva fedakârlıklar sayesinde kurulur. Evlilik, fedakârlığı göze almaktır; eşi ve çocukları için birtakım zorluklara ve zahmete katlanmak gerekir.
Evlilik, huzur ve mutluluk kaynağıdır.
Çocuklarımız en büyük servetimizdir.
Araştırmalar, insanların en çok çocuklarla beraber oldukları zamanlarda mutlu olduğunu gösteriyor. Çocuk mutluluk kaynağıdır.
Çocuklu ailelerde boşanma oranı, çocuksuz ailelerden % 50 daha az. Çocuk ailenin çimentosu, onu yıkılmaktan koruyor. Çocuk ne kadar çoksa boşanma oranı o kadar az.
Kişi öldüğü zaman amel defteri kapanır. İmam Gazalî, kabre giren kişinin çaresizlik içinde şöyle bir dilekte bulunacağını yazar:
“Allah’ım, bana bir nefeslik daha ömür ver de bir kere daha ‘la ilahe illellah’ diyeyim.”
Kabirde bir kere daha kelime-i tevhidi söyleme fırsatı yok ancak kişi hayırlı evlat yetiştirmişse günde en az beş vakit hayır dua alır, amel defterine sevaplar yazılır. Evlatlarımız tahiyyata şöyle dua ederler:
“Allah’ım; beni, anne ve babamı ve bütün müminleri hesap günü affet!”
Hayat rüzgâr gibi geçiyor.
“Geldi geçti ömrüm benim,
Bir yel esip geçmiş gibi.
Hele bana şöyle gelir,
Bir göz açıp yummuş gibi.” der Yunus Emre.
Peygamber Efendimiz (sav), sebep olan yapan gibidir, buyurur.
Çocuklar dünyaya getiren, onları eğitip yetiştiren ve iyilik yapmayı öğreten anne-baba onların yaptığı bütün iyiliklerin sevabına ortaktır, evlatlarının sevabı da eksilmez.
Hayırlı evlat yetiştirmek en büyük servettir ve en iyi yatırımdır.
HAYIRLI EVLAT HUZURLU YUVADA YETİŞİR
35 sene öğretmenlik yaptım, çeşitli problemlerle karşılaştım. Ailesi huzurlu olan çocukların problemlerini çözmek çok kolay oldu. Öğretmen olarak problemi görmek, çözümünü bulmak bizim işimiz ve bu çok kolay.
Problemin çözümünü uygulamak çoğu zaman aileye düşer. Bir öğrenci günün dörtte birini okulda, kalanını ailede geçirir. Aile huzurlu ise çocuk anne ve babasına saygı duyar, onların sözlerini önemser ve dediklerini yapar, sorun kolayca çözülür.
Aile parçalanmışsa veya karı-koca arasında bitip tükenmeyen kavgalar varsa çocuk mutlaka problemlerden etkilenir ve öğretmenin ürettiği çözüm önerilerini hayata geçiremez.
Çocuk annesini veya babasını düzeltemez.
Annenin yedeği yoktur.
Babanın yedeği yoktur.
Çocuklarımızın yedeği yoktur.
Ailenin yerini tutacak bir eğitim kurumu yoktur.
Çocuklarımızın hayata iyi hazırlanması, huzuru ve mutlu bir hayat sürmesi ailenin huzurlu olmasına bağlıdır.”
Beyin Vitamini: Ailede çocuk eğitimi konusunda daha çok bilgi ve tecrübe sahibi olmak isteyen okuyucularıma Evde ve Okulda Başarılı Eğitimin Sırları isimli 17 baskı yapan kitabımı tavsiye ederim.
ALİ ERKAN KAVAKLI Yeni Akit gazetesi

Aile milletimizin geleceği ve kalesi. Her çocuk ailede doğar, büyür, yetişir, iyiyi- kötüyü orada öğrenir. Dünyayı aile yuvasında tanır, hayata bakış açısı eğitimini yuvada alır. Pendik Kent Konseyi Sosyal İnovation Çalışma Grubu, aile okulu açmış, eğitim seminerleri düzenliyor.Komisyon başkanı Eğitimci Ünal Yılmaz, eğitimci olarak beni seminer vermeye davet etti. Sezai Karakoç İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Emine Erdoğan Hanımefendi’nin ev sahipliği yaptığı seminerde önemli bilgiler paylaştım, veliler çok memnun kaldılar. Ailenin önemi ve çocuk eğitimi ile ilgili kısaca şunları söyledim: “Hiçbir okul ve hiçbir öğretmen ailenin yerini tutamaz. Türkiye ekonomik olarak kalkındı, kişi başına düşen milli gelir 2002’de 3.100 dolar iken bugün 17.000 dolar, zenginleştik.Avrupa ve Amerika’da görülen zengin hastalıkları yakamıza yapıştı. Boşanma oranları Avrupa ve ABD’de bizden kat kat fazla, bizde de artıyor. İntihar, şiddet, cinayet, hırsızlık, içki içme oranı, cinsel tacizler zengin ülkelerde daha yaygın.2008’de bir evde 4 kişi varken 2025’te 3.08’e düşmüş. Hane halkı 17 yıl içinde gerilemiş. Evde çocuk sayısı 2’den 1”e inmiş.Millet olarak geleceğimiz tehdit altında. Evlenmek, günahlara karşı sığınabileceğimiz kale inşa etmektir. Evlenen insan şehvetini helal dairede kullanır, harama girmeye ihtiyacı duymaz. Evlenmek sünnet, Peygamberimiz (sav) evliliği teşvik etmiş:“Evleniniz, çoğalınız, kıyamet gününde ümmetimin çokluğu ile iftihar edeceğim.”Evlilikte maksat, neslin devamıdır, bu da hayırlı evlat yetiştirmekle mümkündür.Peygamberimiz (sav); “Hepiniz çobansınız, hepiniz sürünüzden sorumlusunuz.” buyurur. Evlenmek, sorumluluk üstlenmektir. Huzurlu bir yuva fedakârlıklar sayesinde kurulur. Evlilik, fedakârlığı göze almaktır; eşi ve çocukları için birtakım zorluklara ve zahmete katlanmak gerekir. Evlilik, huzur ve mutluluk kaynağıdır.Çocuklarımız en büyük servetimizdir. Araştırmalar, insanların en çok çocuklarla beraber oldukları zamanlarda mutlu olduğunu gösteriyor. Çocuk mutluluk kaynağıdır.Çocuklu ailelerde boşanma oranı, çocuksuz ailelerden % 50 daha az. Çocuk ailenin çimentosu, onu yıkılmaktan koruyor. Çocuk ne kadar çoksa boşanma oranı o kadar az. Kişi öldüğü zaman amel defteri kapanır. İmam Gazalî, kabre giren kişinin çaresizlik içinde şöyle bir dilekte bulunacağını yazar:“Allah’ım, bana bir nefeslik daha ömür ver de bir kere daha ‘la ilahe illellah’ diyeyim.”Kabirde bir kere daha kelime-i tevhidi söyleme fırsatı yok ancak kişi hayırlı evlat yetiştirmişse günde en az beş vakit hayır dua alır, amel defterine sevaplar yazılır. Evlatlarımız tahiyyata şöyle dua ederler:“Allah’ım; beni, anne ve babamı ve bütün müminleri hesap günü affet!”Hayat rüzgâr gibi geçiyor.“Geldi geçti ömrüm benim, Bir yel esip geçmiş gibi.Hele bana şöyle gelir,Bir göz açıp yummuş gibi.” der Yunus Emre.Peygamber Efendimiz (sav), sebep olan yapan gibidir, buyurur. Çocuklar dünyaya getiren, onları eğitip yetiştiren ve iyilik yapmayı öğreten anne-baba onların yaptığı bütün iyiliklerin sevabına ortaktır, evlatlarının sevabı da eksilmez. Hayırlı evlat yetiştirmek en büyük servettir ve en iyi yatırımdır. HAYIRLI EVLAT HUZURLU YUVADA YETİŞİR35 sene öğretmenlik yaptım, çeşitli problemlerle karşılaştım. Ailesi huzurlu olan çocukların problemlerini çözmek çok kolay oldu. Öğretmen olarak problemi görmek, çözümünü bulmak bizim işimiz ve bu çok kolay. Problemin çözümünü uygulamak çoğu zaman aileye düşer. Bir öğrenci günün dörtte birini okulda, kalanını ailede geçirir. Aile huzurlu ise çocuk anne ve babasına saygı duyar, onların sözlerini önemser ve dediklerini yapar, sorun kolayca çözülür.Aile parçalanmışsa veya karı-koca arasında bitip tükenmeyen kavgalar varsa çocuk mutlaka problemlerden etkilenir ve öğretmenin ürettiği çözüm önerilerini hayata geçiremez.Çocuk annesini veya babasını düzeltemez.Annenin yedeği yoktur.Babanın yedeği yoktur.Çocuklarımızın yedeği yoktur.Ailenin yerini tutacak bir eğitim kurumu yoktur.Çocuklarımızın hayata iyi hazırlanması, huzuru ve mutlu bir hayat sürmesi ailenin huzurlu olmasına bağlıdır.”Beyin Vitamini: Ailede çocuk eğitimi konusunda daha çok bilgi ve tecrübe sahibi olmak isteyen okuyucularıma Evde ve Okulda Başarılı Eğitimin Sırları isimli 17 baskı yapan kitabımı tavsiye ederim.ALİ ERKAN KAVAKLI Yeni Akit gazetesi
İslam ilim dini, kitapla başladı, İslam medeniyetinin kurucusu Hz. Muhammed (sav) kendisini öğretmen olarak niteler.
Cumhuriyet döneminde CHP eğitimde tamamen Batı’yı taklit etti. Seküler, ateist, materyalist bir eğitim modeli benimsedi.
Batılı ülkelerin hepsi ateist, materyalist, pozitivist eğitim modeli uygulamaz. Mesela Alman Anayasası “Im Namen Gottes” (Allah’ın adıyla) diye başlar. Okullarda “Religion” (Din) dersi karnede birinci derstir. Bu dersi Kilise’nin onay verdiği din dersi hocası veya papazlar anlatır. Altı yıl görev yaptığım Nürnberg’deki Pirckheimer Gymnasium’da papaz öğretmen Herr Meier ile birlikte çalıştık; İslam dersi öğretmeni olarak ben, Katolik dersi öğretmeni Hans Heimerle ile üçümüz zümre öğretmenleri idik. 6. ve 9.sınıflarda “dünya dinleri” konusu işlenirken Herr Meier ve Hans Heirmerle’yi dersimde misafir ettim, onlar da beni İslam konusunu anlatmak üzere sınıflarına davet ettiler.
Almanya’da sınıflarda “haç” asılıdır.
CHP zihniyeti “hilal”e olduğu kadar “haç”a da tahammülsüzdür. Bu sebeple Alman eğitim anlayışına Fransız bakmış, Fransa laikliğini kopyalamıştır.
“Düşünüyorum, o hâlde varım. Kendi varlığım şüphe götürmez. Bu varlığa kendi kendime sahip olmuş değilim. Kendimi ben yaratamadığıma göre, kendisine bağlı olduğum ve sahip bulunduğum her şeyi kendisinden edindiğim daha mükemmel başka bir varlığın bulunması lazımdır.Allah’ın varlığı, en az herhangi bir geometrik ispat kadar kesindir.”diyen Rene Descartes’in anlayışını değil; “Hümanizm” dini uyduran Auguste Comte’un pozitivizmini benimsemiştir.
Prof. Yusuf Tekin büyük bir gayretle “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” ortaya koydu, medeniyet değerlerimize dönmeyi, insanî ve İslamî değerleri öğrencilere vermeyi hedefliyor. Ateistler ve materyalistler bu modele direniyorlar.
Özellikle “hafızlık proje imam hatipler” ile Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) ortaya koyduğu okul-cami birlikteliği yeniden inşa ediliyor. Öğrenciler hem hafızlık çalışıyor hem de fen ve sosyal bilimler eğitimi alıyorlar.
ÇEDES kulüp çalışmaları; Diyanet ve Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından birlikte yürütülüyor.
Gaziosmanpaşa’daki Mehmet Gündüz Camii’nde cemaatle sohbet ettim. İmam Hadin Yılmaz camiyi, kütüphaneyi, sınıfları, vücut geliştirme âletleriyle dolu spor salonunu gezdirdi. Cami cemaatinin yarısı öğrenci idi. Küçük bir cami olmasına rağmen pingpon masası, spor salonu, büyükçe bir kütüphanesi var. Hadin Hoca hafızlık yapmış, boks çalışmış; caminin bitişiğinde boks çalışma salonu dizayn etmiş. İmrendim.
Akşam namazından sonra çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu cemaate “FETİH VE FATİH” konulu bir konferans verdim.
Cami mihrabına yerleştirilen perde indirildi, kürsüye bilgisayar kondu, tavanda projeksiyon asılı. İki dakika içinde caminin arka tarafına istif edilmiş plastik sandalyeler dizildi, cami cemaati dinleyiciye dönüştü.
İstanbul’u fetheden Fatih’i, onun ufkunu, ideallerini, ilme merakını, top teknolojisine olan hâkimiyetini, havan topu icat ettiğini, bir gece 72 gemiyi Tophane sırtlarından aşırarak Kasımpaşa’dan Haliç’e indirdiğini ve Peygamberimizin (sav) fetih mucizesini gerçekleştirdiğini anlattım.
Fatih İstanbul’un fethinden sonra Sarayburnu’na Topkapı Sarayı’nı yaptırmış. Sarayın içine Enderun Mektebi’ni kurmuş. O devir itibariyle Enderun Okulu’nun benzeri yok. Devleti yönetecek insanlar burada yetiştirilmiş. Fatih, sabah namazını Enderun öğrencileri ile kılmış, namazdan sonra dersleri dinleyip okulu denetlemiş.
Enderun’da okutulacak dersleri şeyhülislam ve Ali Kuşçu ile birlikte kendisi belirlemiş. Okulda fen ve dini dersler birlikte okutulmuş. Teorik eğitim ile sanat ve askerlik eğitimi birlikte verilmiş. Eğitim alanında kariyer yapamayacaklara sanat eğitimi ve yeniçeri subaylığı eğitimi verilmiş.
Osmanlıyı 625 yıl cihan devleti yapan insanlar medreselerde yetişmiş. Medreselerde din ve fen dersleri birlikte okutulmuş.
Peygamberimiz (sav), ben sadece muallim olarak gönderildim, buyurur.
İmamlarımız camileri eğitim yeri, kendilerini öğretmen olarak görmeli. Cemaati öğrenci kabul etmeliler.
Hadin Yılmaz Hoca’nın cemaatle kaynaşması, öğrencilerle ilgilenmesi, çocukların camiyi ibadetin yanı sıra eğitim veren bir mekân ve spor alanı görmesi çok hoşuma gitti.
Diyanet İşleri Başkanlığı, Mehmet Gündüz Camii’ni model kabul etmeli, imamlarımız cami çevresindeki okullarla iş birliği yapmalı, camiler çocuklarımız için eğitim merkezi olmalı.
Hadin Hoca’yı, çocuklara anlayış gösteren ve onlarla ilgilenen cemaati, cami derneğinin fedakâr mensuplarını tebrik ederim.
Ali Erkan Kavaklı Yeni Akit gazetesi

İslam ilim dini, kitapla başladı, İslam medeniyetinin kurucusu Hz. Muhammed (sav) kendisini öğretmen olarak niteler.Cumhuriyet döneminde CHP eğitimde tamamen Batı’yı taklit etti. Seküler, ateist, materyalist bir eğitim modeli benimsedi. Batılı ülkelerin hepsi ateist, materyalist, pozitivist eğitim modeli uygulamaz. Mesela Alman Anayasası “Im Namen Gottes” (Allah’ın adıyla) diye başlar. Okullarda “Religion” (Din) dersi karnede birinci derstir. Bu dersi Kilise’nin onay verdiği din dersi hocası veya papazlar anlatır. Altı yıl görev yaptığım Nürnberg’deki Pirckheimer Gymnasium’da papaz öğretmen Herr Meier ile birlikte çalıştık; İslam dersi öğretmeni olarak ben, Katolik dersi öğretmeni Hans Heimerle ile üçümüz zümre öğretmenleri idik. 6. ve 9.sınıflarda “dünya dinleri” konusu işlenirken Herr Meier ve Hans Heirmerle’yi dersimde misafir ettim, onlar da beni İslam konusunu anlatmak üzere sınıflarına davet ettiler. Almanya’da sınıflarda “haç” asılıdır.CHP zihniyeti “hilal”e olduğu kadar “haç”a da tahammülsüzdür. Bu sebeple Alman eğitim anlayışına Fransız bakmış, Fransa laikliğini kopyalamıştır. “Düşünüyorum, o hâlde varım. Kendi varlığım şüphe götürmez. Bu varlığa kendi kendime sahip olmuş değilim. Kendimi ben yaratamadığıma göre, kendisine bağlı olduğum ve sahip bulunduğum her şeyi kendisinden edindiğim daha mükemmel başka bir varlığın bulunması lazımdır.Allah’ın varlığı, en az herhangi bir geometrik ispat kadar kesindir.”diyen Rene Descartes’in anlayışını değil; “Hümanizm” dini uyduran Auguste Comte’un pozitivizmini benimsemiştir.Prof. Yusuf Tekin büyük bir gayretle “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” ortaya koydu, medeniyet değerlerimize dönmeyi, insanî ve İslamî değerleri öğrencilere vermeyi hedefliyor. Ateistler ve materyalistler bu modele direniyorlar.Özellikle “hafızlık proje imam hatipler” ile Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) ortaya koyduğu okul-cami birlikteliği yeniden inşa ediliyor. Öğrenciler hem hafızlık çalışıyor hem de fen ve sosyal bilimler eğitimi alıyorlar. ÇEDES kulüp çalışmaları; Diyanet ve Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından birlikte yürütülüyor.Gaziosmanpaşa’daki Mehmet Gündüz Camii’nde cemaatle sohbet ettim. İmam Hadin Yılmaz camiyi, kütüphaneyi, sınıfları, vücut geliştirme âletleriyle dolu spor salonunu gezdirdi. Cami cemaatinin yarısı öğrenci idi. Küçük bir cami olmasına rağmen pingpon masası, spor salonu, büyükçe bir kütüphanesi var. Hadin Hoca hafızlık yapmış, boks çalışmış; caminin bitişiğinde boks çalışma salonu dizayn etmiş. İmrendim. Akşam namazından sonra çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu cemaate “FETİH VE FATİH” konulu bir konferans verdim. Cami mihrabına yerleştirilen perde indirildi, kürsüye bilgisayar kondu, tavanda projeksiyon asılı. İki dakika içinde caminin arka tarafına istif edilmiş plastik sandalyeler dizildi, cami cemaati dinleyiciye dönüştü. İstanbul’u fetheden Fatih’i, onun ufkunu, ideallerini, ilme merakını, top teknolojisine olan hâkimiyetini, havan topu icat ettiğini, bir gece 72 gemiyi Tophane sırtlarından aşırarak Kasımpaşa’dan Haliç’e indirdiğini ve Peygamberimizin (sav) fetih mucizesini gerçekleştirdiğini anlattım. Fatih İstanbul’un fethinden sonra Sarayburnu’na Topkapı Sarayı’nı yaptırmış. Sarayın içine Enderun Mektebi’ni kurmuş. O devir itibariyle Enderun Okulu’nun benzeri yok. Devleti yönetecek insanlar burada yetiştirilmiş. Fatih, sabah namazını Enderun öğrencileri ile kılmış, namazdan sonra dersleri dinleyip okulu denetlemiş. Enderun’da okutulacak dersleri şeyhülislam ve Ali Kuşçu ile birlikte kendisi belirlemiş. Okulda fen ve dini dersler birlikte okutulmuş. Teorik eğitim ile sanat ve askerlik eğitimi birlikte verilmiş. Eğitim alanında kariyer yapamayacaklara sanat eğitimi ve yeniçeri subaylığı eğitimi verilmiş. Osmanlıyı 625 yıl cihan devleti yapan insanlar medreselerde yetişmiş. Medreselerde din ve fen dersleri birlikte okutulmuş. Peygamberimiz (sav), ben sadece muallim olarak gönderildim, buyurur.İmamlarımız camileri eğitim yeri, kendilerini öğretmen olarak görmeli. Cemaati öğrenci kabul etmeliler.Hadin Yılmaz Hoca’nın cemaatle kaynaşması, öğrencilerle ilgilenmesi, çocukların camiyi ibadetin yanı sıra eğitim veren bir mekân ve spor alanı görmesi çok hoşuma gitti.Diyanet İşleri Başkanlığı, Mehmet Gündüz Camii’ni model kabul etmeli, imamlarımız cami çevresindeki okullarla iş birliği yapmalı, camiler çocuklarımız için eğitim merkezi olmalı.Hadin Hoca’yı, çocuklara anlayış gösteren ve onlarla ilgilenen cemaati, cami derneğinin fedakâr mensuplarını tebrik ederim.Ali Erkan Kavaklı Yeni Akit gazetesi